Salı, Nisan 7

zengin koca bulamadığın için (içerik) kendini üzgün hissediyorsun (duygu).

güne inanılamaz derecede somurtkan başladığımı itiraf ediyorum.

saat çaldı, sonra giyindim, geç kalıyorduk, saçıma bir taç taktım, ama selin kahküllerimin güzel olduğunu söylediği için çıkardım, kapının önüne oturup ayakkabılarımızı giydik ve kapıyı açtık. tam bu noktada, aslında bunların hiçbirini yapmamış olduğumuzu, rüya görmekte olduğumu farketmek, tam bir faciaydı. hala yataktaydım, oda kapkaranlıktı ve sınava gidecektik. hava yağmurluydu (hala da değişen bir şey yok.)

sonra, 525 sadece beni almadan okula gitti. yurdun önünde kaldım öylece. sabahtan beri, bir kere bile gülümsememiş olmamla birlikte, gülümseyebilmem ihtimali de bir kibrit çöpü kadar zayıflayarak çıtırdadı. sınıfa girdiğimde kimsenin yüzüne bakmadım, notlarımı okudum, sınavı olup yurda geri geldim. canım sıkkınken, hiç abartısız, insanların yüzüne bile bakmıyorum. sırf bu yüzden benden nefret eden insanlar vardır muhakkak, adamdan sayılmadıklarına hükmettikleri için.

yurda geldiğimde, kendime magnum double çikolata ısmarladım. o bile zor oldu ama, çok zor oldu.

içses: dondurma alayım mı sana?

ben: ıııhhhh..

içses: çok çikolatalı falan, mmhh, hı?

ben: ıııhhhmmmmhhhh..

içses: emeen. odaya çık peynir ye o zaman.

yurdun marketinde, tuncay özkan'ın elinde devlet belgeleri olduğu, bu yüzden içeri alındığı, bir yıla kalmaz çıkacağı hakkında, elindeki telsizi savura savura konuşan bir güvenlik görevlisi vardı. özgün'le klişe çiftler hakkında yaptığımız konuşmayı hatırladım o an. konular, kadın ve erkek arasında bölüşülmüştür ve bu sözsüz görev paylaşımından elbette herkes memnundur. erkek, markette gördüğüm güvenlik görevlisine benzer genelde, memleket meseleleri (ve çoğunlukla futbol da buna dahildir) hakkında, kendinden emin yorumlar yapar. kimi, benim dahi anlayabileceğim kadar saçma, inanılamaz yorumlardır, ancak öyle harika bir özgüveni vardır ki, dünyanın öküzün boynuzları üzerinde durduğunu iddia edecek olsa, ona da inanacağınız gelir. ve kadın, 'kadınca' konular hakkında konuşur, indirimlerden, yemek tariflerinden, alelade sohbetlerden sorumludur. erkeğinin memleket meseleleri hakkındaki fikirlerine muhakkak katılır, arada desteklediğini bildiren birkaç cümle eder. erkek, konuştuklarının hararetiyle bunları ya duymaz ya da duyduğunu belirten hiçbir tepki vermez.

"aaaa, hobby çıktı koltuğun kenarından, yiyim mi ben bunu?" demiştim bu manzara karşısında. yemiştim sonra.

sosyal hayata dair genellemeler yapan yazıları okumayı da, böyle yazılar yazmayı da sevmiyorum, ancak insanlar arası ilişki, 'sosyal psikoloji' diye bir alan oluşmasına müsaade edecek kadar genellemeye açık görünüyor. hem genellemeye olanak verecek kadar fazla sayıda aynı şeyi gözlemlemenin, faydalı bir yanı var: ne olmak istediğini bilmesen de, ne olmamak istediğin hakkında tutarlı görüşlere sahip oluyorsun. kimi zaman, "ben öyle olmayacağım"ları paşa paşa yutmuş olduğunu görmek, insanı üzüyor, fakat bunun doğal bir süreç içerisinde gerçekleştiğini düşünüp, huzur buluyorsun. sorgulamıyorsun ve için rahat, yoluna devam ediyorsun.

işte ben, o kadınlardan olmak istemiyorum. alışverişe çıkıp, giyecek yeni şeyler edinmem gerekiyor, ama bershka kataloğu gibi gezmeme gerek yok. bilmem anlatabiliyor muyum.

nereden nereye geldim, konu iyiden iyiye dağıldı. hoş, bir konu yoktu aslında, öyle değil mi. günlük hayatımızın sıkıcı işlerine dönme vakti.

5 yorum:

the fool dedi ki...

Sevgili Gon,
anketinde '' izlemiyorum, koyma '' şıkkını işaretlemek zorunda kaldığım için çok üzgünüm ama videolar bende görünmüyor,dolayısıyla izleyemiyorum yani.
bu yazını çok ama çok beğendim, canı sıkkınken insanların yüzüne dahi bakmayan biri olarak sana ne kadar saygı duyduğumu kelimelerle ifade edemem yani.
sosyal hayata dair genelleme yapan insanlardan ben nefret ediyorum aslında, çünkü bu kendini hiç olmadığın bir yere koyup insanlara oradan bakmakmış gibi sanki, ama bu genellemende de haklı gibisin, bilmemedim.
koltuğun kenarından çıkan hobby büyük müydü küçük müydü diye sorarak ayrılıyorum, sevgiler bebek.

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

ankete "bende videolar gözükmüyor" şıkkını ekleyeyim, hatta başarısız bir deneyci olarak ölebilirim de. (bkz. deneycinin ölümü)
hobby küçüktü beyb, hop diye bitti. canım sıkkınken milletin yüzüne bakmamam konusunu tartışabiliriz, çünkü öyle sanıyorum ki bu konuda ikimiz de uç davranışlar gösteriyoruz.

the fool dedi ki...

sdlkdsakljsadsadkjlsdklaj son cümlenle lafı öyle harika koymuşsun ki yüreğim daraldı gonca. laf sokayım diye yapmadığını biliyorum ama bana kurtulamadığım bir şeyi tak diye söylemen bayaaaa fena, ayıp değil mi ulan neyse tamam.
hobbynin küçük olmasına üzüldüm desem yalan, çünkü dedemlerin bi tane buzdolabı vardı eskiden ANAHTARLI, bildiğin kilitleniyodu yani dolap, sanırım dedem çok yemek yemesin diye almış anneannem, neyse işte onun buzluğundan hep küçük hobbylerden çıkıyordu ve çok seviniyordum ben de, yaa yaa.

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

elli sene falan evli kalınca karı kocalık müessesesi (allahım inşallah doğru yazmışımdır) de bildiğin kankalığa dönüyor sanki, öyle gözlemledim. insan kocası yemek yemesin diye dolaba kilit takar mı ya. buffy'deki willow'un sevgilisi kurtadama dönüşünce milleti yemesin diye kilitlemesi gibi bi şey. hehe.

bu arada, umarım seni üzecek ya da dertlerini ifşa edecek bir girişimde bulunmamışımdır. öyle olduysa çok üzüleceğim çünkü.

the fool dedi ki...

yok yok yok öyle demek istememiştim. ne demek istediğimi de açıklayamıyorum çünkü ben de hatırlayamadım ama komik bir şeydi.
hem dedem çok çok çok şişkoluk biri, o yüzden kilitliyordu dolabı sanırıms.