tekrar merhaba,mademki ders çalışamıyorum, yazmalara doymamak konusunda bazı hamlelerde bulunabilirim. sabahtan beri hareket etmiyor ve midemi yiyecek içeceklerle dolduruyorum. bunun ders çalışmamda ihtiyacım olacak enerjiyi bana vermesini bekliyoruz, fakat her işi son salisede (artık durum o kadar vahimleşti ki, saniye bile diyemiyorum) halletmeye alışmış bendenizin, harekete geçmesi elbette ki bir mucize olurdu. her zaman yanımda olarak işlerimi layıkıyla yerine getirmemi sağlayan şans, bir gün beni çok fena bozacak ama, bakalım ne zaman.
istanbul'a sık gidip gelmemin düzenimi bozacağını düşünüyordum, fakat beni garip bir şekilde düzenli hale getirdiğini farkettim bugün. geçen üç sene içinde, bu odaya giren, küflenmeye ve çürümeye müsait her şey, bir şekilde bu sona ulaşmıştı. şimdiyse, içinde her ne varsa sağlıklı bir biçimde tüketilmiş ve sonrasında özenle yıkanarak (el sabunu değil, bulaşık deterjanıyla) yan yana dizilmiş kavanozlarım var. ve bence en önemlisi, odada süt var. süt almaya üşendiğinden sade kahve içmeye alışmış bir insan idim, artık içim götürmediğinden mi, yoksa düzenlilik halinin etkilemesinden midir, basbaya sütlü kahve içiyorum.
hava yağmurlu, sınavlar başlıyor ve yurt sessiz. (ben tam bunu yazarken biri kapının önüne ayakkabı attı.) böyle günlerde evde olmak içimi sıkardı, ama yurt odası sakinleştiriyor beni, mutlu ediyor. ve şunu da biliyorum ki, günün birinde, yine bir evde yaşamak zorunda kaldığımda, böyle pazarlar yine canımı sıkacak. o zaman nerede yaşıyor olurum bilmiyorum ama, annemin ya da babamın evine gidip, 'aile yanında akşam yemeği' ritüelini yaşayabilirim. babamlar şeklen aile kavramını daha iyi karşılıyorlar ama, beşi toplansa annemin yarısı edemez. ha, bu arada, geçen gece selofeyn hande'ye mesaj atmak yerine, babamın karısı hande'ye mesaj atmış olmam da, düpedüz rezillikti. zira kendisi sevgi sözcüklerini en son kullanacağım insanlardan biri, hayatımdaki yeri ve önemi gereği. hay allah ya, rezillik oldu cidden.
ders çalışsam hoş bir değişiklik olabilir sanırım. ayrıca, bence herkesin evinde ikea'da 1,5 liraya satılan saatlerden var. yoksa da olmalı yani.
14 yorum:
iki sosyal bilimci olarak kaderimiz pazar günleri gönül rahatlığı ile ders çalışmamak olarak mı çizilecekti?
bence şeylerimizin adlarının olması güzel. bir kişileştirme sanatı ustası olarak gözlerinden öpüyorum çekirge.
bordbi bordbi.
bir kelime doğrulaması.
fotografta fincan olduğunu tahmin ettiğim şeyin üzerindeki Cipralex logosu beni benden aldı.
o bir cipralex fincanı zaten. çok kullananlara bizzat eczacılar derneği başkanı veriyormuş. plaket kutusunu bir açıyorsun ki, a-aa fincan. hayat sürprizlerle dolu, eheh.
ilk paragrafı benim yazdigima inanıyorum. bir cesit telapatiyle sana yollamıs olabilirim. o derece.
ikinci paragraf istanbul yerine stockholm icin gecerli. ama aslinda degil. dolabimda acilmamis bir kutu sut var ve tarihi geceli iki hafta oldu. ve ben kahvemi hala sade iciyorum :F
ikea saati icin ise digecegim sudur ki o tik tak sesi kadar sinir bozucu baska birsey olamaz. :D
tek basına yasamak ne garipmis. ben yeni yeni alisiyorum. bulasiklarımı duzenli yıkamıyorum, birikene dek bekliyorum. bunu da listeme eklemeliyim!
selamlar. okumaya devam. yasal uyarı, komente bogulacaksinizdir.
ders çalışmamı (hangi çalışmak?) engellediği için, odadaki tüm saatleri banyoya kilitledim. yine de konsantrasyonum dağıldığında, tiktaklar deli ediyor beni.
tek başına yaşayan insanın bulaşık yıkamama rehberi: bıçağı ekmeğine iyi sür. kaşığını çatalını iyi yala. kullanım süresini uzatıyor :)
selofeynfeyyyn-feyyyynnn-feyyyyyynnn!
ben hasta insan oldum. ağlamaktan direncimi kaybettim ve soğuk sular beni hasta etti bir anda.
sahalara döndüğümde-ki bu cumaya tekabül edebilir ya da salı görüşme sırsatlarına bağlı- daha kuul kadın çıkıcak.
öpüyor ve virüslerimi kalplerle gönderiyorum.
banliyöler jülyeti cipralex kullanır mı/kullanır mıydı?
geçmiş olsun selofeyyn. fraktal bir şekilde yapısöküme uğramış gibisin daha çok, ben kütüphanede olacağım bu hafta, mutlaka aramalısın beni. seni çok merak ettim.
ve excursionist,
hayır efendim. hayatım boyunca kullandığım antidepresanların hepsini toplasan 20mg ediyor, 10'u cipralex idi. etkisini göremeden bıraktım. kupa da maalesef bana değil, etikette ismi geçen şahsa ait.
danke jülyet. arada bir sorduğum 'dannn' efektli soruları ciddiyet ile yanıtlıyorsunuz. İşte merak merak yani.
sorun canım, ne olacak. kendimizden bahsetmelere doyamayan insanlar olarak yazıyoruz blogları zaten. bu bağlamda, kein problem.
gerçekten bunun için mi yazıyoruz? sadece kendimizden bashetmek için mi?
Gonca,
sol elimin işaret parmağı ağrıyor abi, hem de çok.
odanda süt olmasına çok sevindim, kendine doktor ötker krem ole yapsana, helva yapsana.
ececiym, bir ara izmir'e gelmek ister misin? ya da ben istanbul'a gelince, beraber ikea'ya gidip muffin yiyelim, yanına da sınırsız kahve içelim mi? inan ki şu an beni mutlu edebilecek şey bu olurdu.
onay kodu bile durumun vehametini gözler önüne seriyor: derst.
excursionist,
bu konu hakkında ayrıntılı düşünmedim, ama sürekli kendimizden bahsettiğimize göre kendimizden bahsetmek için açmış olmalıyız, şeklinde düz bir mantık yürütebilirim. tabii ki bu genellenemez ama, kimse yargılamaksızın kendin hakkında konuşmak hoş bir şey.
gonca,
İzmir'e gelemem gelemem ben. karanlık bir şeylere ortak edemem seni kıramam kıramam seni. hiç hatırlayamadım şarkıyı.
mektubun geldi fakat. ayrıca kahve sınırsızsa mafin de sınırsız olmalıdır bence. ikeaya ilet bunu.
Yorum Gönder