helloğ,
geçenlerde hayatımın hatasını yaptım sevgili dostlarım. öyle ki, 12. emir'in fragmanı gözlerimde hakikaten canlandı:
****this summer****
***the legendary commandment comes to life***
**twelfth commandent**
*from the best-seller writer in the universe: god*
-ekranda bir yazı belirir: "keep your blog secret..."-
12. emir şuydu: "blogunun adresini kimseye vermeyeceksin." hoş, bu emir, musa'nın emirleri blogunda yayınlaması ve bizim de tesadüfen izleyici olarak farketmemize yol açabilirdi ama on emir'in devamı yazılıyor olsa hemen duyardık di mi. neticede bloglar arasında çabuk yayılırdı bu. neyse, 12. emir'e dönmek gerekirse, blogdrive kullandığım zamandan beri, ara ara, iyi niyetle (övgü alacağımı umarak) blogumun adresini çeşitli insanlara veririm. aldığım cevabın asla değişmemesi ise beni ziyadesiyle üzüyor: "aaa, günlük gibi yazıyormuşsun sen yaa" evet, ben günlük gibi yazıyorum ve aralıklarla yaklaşık altı yıldır sürdürdüğüm 'blog yazarlığı' kariyerimde, bu hiç değişiklik göstermedi. gözlemlediğim kadarıyla, insanların çoğu da böyle yapıyorlar ama, ben mi adamını bulup veriyorum blog adresini, daha çözemedim.
geçenlerde yaptığım hayati hata ise, yakın arkadaşım diye bağrıma bastığım, bir yazımda da "öküz" olarak bahsi geçmiş arkadaşıma blogumun adresini vermekti. sanırım kendisinden "öküz" olarak bahsettiğim için biraz vicdan azabı çekiyordum ve kendisinin bunu okumasını sağlayamasaydım, ruhum hayalet olarak bu dünyada kalacak ve asla huzura eremeyecekti. o dönem yazılmış son yazım olan "zengin koca bulamadığın için.."deki mutsuz uyanma meselesiyle acımadan dalga geçen bu arkadaş, bir de 17 yaşında bir arkadaşla beni kıyaslayamak ve 17'nin blogunu okumamı salık vermek suretiyle arkadaşlığımıza derin bir darbe indirdi. her blog muhabbeti açıldığında sırıtarak 17'nin sözünü açması (17 zaten hayatımızın baş konularından biri ama, benim yazın konusunda "feyz almam gerekliliği" ara ara ortaya çıkıyor) da, sadece kendimden bahsetmek üzere blog açmış olabileceğim ihtimalini neden düşünmediğini kendi kendime üzüntüyle sorduruyor. başkalarının görüş alanı dahilinde bulunabilecek herhangi bir yazılı ürünün kendimizi herhangi bir konuda kanıtlama dışında bir amaç taşıyabileceği fikrine aşina olunmamasını epey yadırgıyorum.
bu konudaki sinir bozukluğumu da bu şekilde dışarı vurduktan sonra, son sözü yalın'dan alıntı yaparak söylemek istiyorum: "titrerim kendi üstüme, benden değerli değilsin" sanırım uzun yıllardır sanal ortamda kendimden bahsedip durmamı özetleyecek başka bir 'özlü söz' bulunmuyor. haydi dağılın şimdi. (niye böyle oldu ki?)
4 yorum:
gel bacım yalanalım şu hayrata. onlar da pesimistiz diye atsınlar suçu!
vurun blogıra, ellahsızlar!
emeen. oynak duygulanımın patolojik sayılmadığı bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum handeğ. hem, yes hande yener, no war. napsak ki, rembetiko'da mı içsek, crazy daisy'e mi gitsek? seen yolunaaağ been yolumaaağ.
çocuk mocuk yok hayatım, ben seni alsancakta gey barlara götürüyüm, orda dağıtalım bir güzel, hande yener forevır yapalım.
hem, bence patolojik olabiliriz ya.. neden olmayalım? okuyanımız, sevenimiz, ilgilenenimiz çoğalır.
(kendime borderline kişilik bozukluğunu uygun gördüm, ne dersin?)
bence borderline seni açmaz. narkolepsi falan verelim, hem çok ender görülüyor, hem uyku bozukluğu, mis.
electric six'den bütün sevenlere geliyor: "You! I wanna take you to a gay bar!"
http://www.youtube.com/watch?v=HTN6Du3MCgI
eheh, bence biz bi gün dağıtıp rahatlarsak baya iyi olacak.
Yorum Gönder