*bölümümde garip insanlar var. planlar yapıyorlar, bunları heyecan verici buluyorlar ve heyecanlanmadığım için beni garip buluyorlar. ama bir gerçek var, uluma'yla şimdiden gurur duyuyorum.
*izmir'i özledim, ama bir yandan da nasıl döneceğimi bilmiyorum. çok üzgünüm.
*max payne çok hüzünlü bir oyun bence. bir adam piyanoda late goodbye'ı çalıyor ve onu öldürüyorsun. sevdiğin herkes ölüyor. mona da ölüyormuş. bunu duyduğumda belediye otobüsündeydim ve gerçekten üzülmüştüm. belki de otobüste değildim.
*bugün dilşat hoca'yı gördüm. uzun zamandır bunun kadar pek az iyi şey yaşadım. okula baktığımda, kendi lise dönemimi düşündüm. evet anlamsız şeyler yapıyordum ama, en azından yaşayan bir şeyler vardı. bende, etrafımdaki insanların içinde kaynayan bir şeyler vardı. şimdiyse, korkunç bir üretimsizlik.
*bir gün yine ödev mi ne yapıyordum. late goodbye'ı dinleyip saatlerce ağlamıştım. 11'den sonrası hep kötüdür o yüzden, sabahlanan gecelerde. 2'ye doğru telefon çalar ve saatlerce kimin için ağladığını bir kenara koymak zorunda kalırsın. telefonun öbür ucu da çok yalnızdır çünkü.
*arzunun şu karanlık nesnesi, damn. hayatımda mantar kadar iştah açıcı görünen başka bir şeye rastlamadım. ama gel gör ki hassas bir midem var.
*hastanede çalışmak istiyorum ileride. acıbadem hastanesi hoşuma gidiyor şimdiden. gümüşsuyu'nda yaşamak istiyorum bi de. gümüşsuyu'ndan acıbadem'e nasıl gideceğim tam bir muamma. istanbul'da bir yerden başka bir yere gitmenin hayali bile gelecek kaygısı yaratıyor.
*bölümümde çok içten pazarlıklı insanlar var. iyi arkadaş olma ihtimalimizi rafa kaldırıyorlar.
*bugün babamla özsüt'te oturuyorduk. önce anlamazdın (ıssız şarkı) çaldı. sonra candan erçetin'in yeni şarkısı çaldı. sensiz istanbul'a düşmanım çalmaya başladığı anda babamın anlattığı şeyi boşverip ağlamaya başlayacaktım. powerturk insanlara eziyet etmesin lütfen.
*günün birinde durur ve yanımızdaki insana, "ben evlenmek istiyorum" deriz. fakat evlenmek bile başlı başına başka bir şey ya. evlenecek kişiler heyecanlanıyor falan. heyecanlı bir şey aslında. düğündü nişandı, enteresan etkinlikler. çatal satın almaya çıkıyorlar mesela. halbuki çatal o yani. o güne kadar evde olmuş bi şey. sen yeni ev kuruyorsun. heyecanlı bi şeymiş cidden. yine de bugün biri bana "çatal al" dese alamam. ne diyorum ben ya.
*niye böyle salak bir yazı yazdım, ben de henüz bilmiyorum. ama canım yazmak istedi, ne yapabilirim. blogblogblog diye boğulup gitmek istiyorum.
1 yorum:
çatal olayı hakikaten de bir garip. elif almış. annem bir kepçeyle yetinmesi gerektiğini söyledi, düşünmüş kadın yani. ilginç bir andı. hebele hübele.
Yorum Gönder