tatilden resmen hiçbir şey anlamadım. iki hafta fazlasıyla kısaydı, yapmak istediğim hiçbir şeyi yapamadım. yanımda getirdiğim kitapları okuyamadım, yapmam gereken çeviriyi yapamadım, konuşulanların hiçbirini dinleyemedim. kendimi inanılamaz derecede salak hissediyorum bu yüzden. tatilin çok kısa olması ve dönmek istememe sendromuna şimdiden kapılmış olmam, bu salaklaşma hissini çok artırıyor.
bugün geçmek bilmeyen boyun ve sırt ağrımla kendimi eve zor atıp saatlerce uyuduktan sonra, yemekteyiz'i izledim. hiç bu kadar gülünen bir yemekteyiz programı izlememiştim. sanırım sıcak iklim insanları hakikaten daha mutlu oluyorlar. sıcak iklim deyince aklıma izmir geldi hemen. dönmek istemiyorum. tatilden gerçekten hiç ama hiçbir şey anlamadım. öf niye böyle oldu ya.
4 yorum:
izmir saks.
büyük bir hevesle frampton comes alive'ı aldım elime, sonra baktım ki double lp'ymiş, ben tekini almışım, uu beybi ay lav yor vey diyebilmek için diğer lp'yi satın almış olmam gerekiyormuş.
bir yaşındaki bir bebek ne kadar evil olabilirse o kadar evil oldum. artık dünya eskisi gibi değil.
"the things you play end up playing with you."
İzmir güzel bir yermiş diye duydum. Dağlarında çiçek falan açıyormuş, öyle biliyorum yani. Şu ana kadar İzmir'de toplam 40 saat bulunduğum için düşüncelerim çok değişkendir bu şehir hakkında.
izmir güzel yer tebiy sayın hiçkimse. iki buçuk senedir orda yaşıyorum, bir kötülüğünü görmedim. hatta iyiliğini gördüm. hayatımın ilklerini yaşadığım bir yer. mesela hayatımda ilk defa izmir'de çiçek yemiştim. muhtemelen dağlarında açan çiçeklerdendi. ama tadı güzel değil, sen yeme.
that?, binaural'ı dinliyorum (:
Yorum Gönder