
kaotik bir mekan ve zihinden sizlere seslenmek, benim için gerçekten büyük bir onur.
haftasonunda neler yaptığımı anlatmak niyetinde değilim, geri dönüşle beraber, bloglara bir göz attığımı ve acıyla dolarak bazı şeylerin farkına vardığımı anlatmak istiyorum sadece.
bir keresinde, seda ve ben kadıköy'de buluşmuş, galiba hayalperest'te oturmuştuk. seda'nın çantasında bir attila ilhan kitabı vardı, hangisi hatırlamıyorum. o günün sonunda, beşiktaş iskelesi civarında bir yerlerde kaldırım kenarına çökmüş ve ölümden bahsetmiştik. anneannesini falan anlatmıştı. ilk defa o gün galiba, yakın olduğumuzu düşünmüştüm, birbirimizi anladığımızı. bugünse, kırk yıllık arkadaşlarımın güncellenmiş yazılarını teker teker okudum ve hiçbirini anlamadığımı öyle üzülerek farkettim ki. sanki benim hayatım yürüyor ve başkalarınınki duruyormuş, öyle sanmışım.
insanlar beni sevmiyor, diye oturup ağladığım çok olmuştur. inanıyordum da sevilmediğime, ara ara yine de inanırım. sanırım elimden geleni yapamıyordum, yakın olamıyordum insanlara. neler hissettiklerini bu yüzden bilemiyordum. hala da bilemiyorum, anlatın, diyemiyorum. yoksa demiyor muyum? öyle üzgünüm ki.
bencilliğimden dolayı çok üzgünüm. neler yaşadığınızı bilmediğim için. hayatta en çok sevdiğim insan olan annemi bile tanımıyorum aslında. tanıyamıyorum. nasıl yanılmışım. özür dilerim. elimden gelen ve yapmadığım, yapamadığım her şey için özür dilerim.
2006 yazında, insanlar neden beni sevmiyorlar, demiştim.
2007 yazında, benim asla yakın arkadaşım olmayacak mı, demiştim.
cevap beklemiyorum artık. bunca yılı gizil bencilliğimle yaşadıktan sonra, beklemeye de hakkım yok sanırım.
"Aphrodite, Adonis'i kurtaramaz. Adonis ölür."
4 yorum:
insanların -sözüm meclisten dışarı-hayatlarında olan biteni anlatmaları konusundaki cimrilikleri senin gizli bencilliğinin kanıtı falan olmasın. paylaşım konusunda bencil olamayacak birisin. ayrıca gönlüm senindir.
yazdıklarının o kadar aksini yaşıyorsun ki, başka bir şeyden bahsetmiş olsan yalan söyledin derdim. insanlara neler hissettiklerini sormadığını söyleyebilecek son insan sensindir gonca'cığım.
elbette ki ( farklı şehirlerde oluşumuzdan ) anlayamayacaksın bazı şeyleri ama bu genel anlamda insanları anlayamadığın, onlara yakın olmadığın anlamına gelmiyor. sadece birkaç olayı bilmiyorsun, hepsi bu. kendine haksızlık etmekten, insanların kendilerini sana yakın hissetmediklerini düşünmekten artık vazgeçmeni rica edeceğim. ben seni her zaman içimde taşıyorum zira.
asil ben kendim bizzat sahsen gizil bir bencil olabilirim ama asla su blog meclisindeki insanlarin bana karsi bencil olduklarini düsünmedim. gozden uzak olanin gonüle irak olmasi sendromu kendini bas gösterebilir zaman zaman "but true love never dies dude"(:
beni hala sevdiğiniz için minnettarım :) bahsetmek istediğim, mekansal uzaklıktan kaynaklanan şey değildi aslında, bunun doğal olduğunun farkındayım, zira ben sizin hayatlarınızın güncelini nasıl takip edemiyorsam, siz de benimkini edemiyorsunuz. ruhen, tamamen uzak olduğunuzu hissettim, hiç tanımadığım insanların yazılarını okumak, hayatlarını tanımaya çalışmak gibiydi, ama daha kötüydü (hiç tanımadığım insanların hayatlarını anlamaya çalışmak eğlenceli aslında). o anki stres ya da ruh halinden kaynaklandığını düşünmek isabet olur belki.
Yorum Gönder