Salı, Aralık 1

bürosunda déchire çalan boşanma avukatı varsa burdan selam yollamak istiyorum.

son iki ayda 100 gr. kahve tüketmişim. gururluyum.

son iki ayda hiç zeytin ezmesi yemedim. marmarabirlik'in sahibiyle hiç tanışamayacağız diye çok korkuyorum.

aslında blog yazısı yazmaya vaktim yok ama, okula gitmeye üşendiğim için geciktirmeye çalışıyorum.

annemin en asil duyguların insanı olduğunu söylemiş miydim? umut sarıkaya göndermiş bana. zarfın içinden karikatürler bi de "benim de söyleyeceklerim var" çıktı. görünce mürsel tepkileri verdim sırayla. anneme de "danke muti" diye mesaj attım. geniş aile ço komik.

buradan herkese sesleniyorum: NO ANXIETY PLEASE.

fransızca öğrenmek istiyorum. annem en asil duyguların insanı olmasının yanında bana da hiç fransızca öğretmedi. ama bunu telafi edecek kadar fransızca müzik dinletmişliği vardır.

yirmi dakika sonra ders var. of ki ne of. sıkıcı bi de. ama birinci sömestrları üçüncü sömestrlardan daha çok seviyorum.

koreliler notre dame de paris müzikalinin adaptasyonunu yapmışlar. olum notre dame sizin neyinize? yok mu güzel romanlarınız, siz de özgün müzikal yapın. kıyafetleri falan da taklit etmişler bi de. video koyacaktım ama bloguma hala saygı duyuyorum -biraz da olsa-

fransızca öğrensem çok iyi olacak. can't resist temptation.

özetle: iki saattir notre dame de paris videoları izliyorum, okula gitmem lazım, kahve içtim. ama bunu böyle yazsam olmazdı.

btw, bugün almanca'nın en uzun sözcüğünü görmüş olabilirim: schwangerschaftwahrscheinlichkeit. birleşik sözcük olması bir şey değiştirmiyor bence. oha be. insan baktıkça tırsıyor. fransızcası için google translate probabilité d'une grossesse diyor. bilemicem. öf.

12 yorum:

i am not your freud dedi ki...

Rindfleischetikettierungsüberwachungsaufgabenübertragungsgesetz

lorelai dedi ki...

"özetle: iki saattir notre dame de paris videoları izliyorum, okula gitmem lazım, kahve içtim. ama bunu böyle yazsam olmazdı."

güldüm ya çok tatlı:)) zaten bu blog denen zımpırtı gündelik şeylerin biraz dallandırılarak anlatılması değil mi?

i am not freud'un yazdığına da takındım az buçuk almanca bilen biri olarak:S

banliyöler jülyet'i dedi ki...

hehe, teşekkür ederim :) ya ona ben de takıldım maalesef, akıl erdiremeyip google translate'e falan bile sordum. liebe freud, yok böyle bi kullanım di mi? günlük hayatta zor olur bence ehah.

lorelai dedi ki...

takındım değil tıkandım olacaktı özür:))

bir de ne anlama geldiğini anlasam çok sevineceğim:))

banliyöler jülyet'i dedi ki...

google translate "Beef Hukuk İzleme heyeti Etiketleme" diyor, ama bilemicem :)

holy sycrone_one dedi ki...

aaa tirbiyesize bak, bloga video koysan ne olacak be. alallalalaaa, entel blogçu!

SS dedi ki...

bence bismillahirrahmanirrahim.

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

sikron,
sen blogların yüz karasısın şekercim. o beat it kasan amcayı koydun ya.. gerçi koreliler daha kötüydü biliyo musun?

prue,
arapça da az değilmiş sanki di mi?

i am not your freud dedi ki...

"dana eti etiketlemeyi denetleme görevini yayınlama kanunu" falan gibi bişey. günlük hayatta kullanımı yok ya bi forumda gördüm insanlar daha uzun en uzun almanca kelimeyi bulmaya çalışıyolardı :)

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

valla isabet olmuş. işbu kanundan bahsederken "ne-olduğunu-bilirsin-sen" diyip, bu kelimeyi voldemortçasına dışlamalılar bence.

boni dedi ki...

ya bu kartpostal olayı çok hüzünlü,bende ablamla kızkardeşime attım insanın kendi el yazısı gibisi var mı?bazıları çok "alaturka"buluyor ama bence çok hisli bir davranış:D
fransızca öğrenmek gerek bence de ya!bridget bardoyla-bridget jones olmam arasında ki ince çizgi fransızcaya bağlı,sen başla bizi heveslendir bizde başlayalım:D

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

boni,

bence de hisli ya. emek verip yazmış oluyorsun, çok güzel bence. bu arada bridget bardot-bridget jones arasındaki ince çizgi olayını pek anlamadım, farklı dünyaların insanları gibi geldiler bana, bi açıklasan? :)