Cumartesi, Mayıs 2

otogar uzak mıdır buraya.

babam ankara'ya taşınıyormuş. hande'nin tayini ankara'ya çıkmış, mailinde öyle yazıyor. hande'nin ankara'ya dönmek istediğini biliyordum, ancak bunu gerçekleştireceği aklımın ucundan bile geçmemişti. bu taşınma ile, bir aile olarak geldiğimiz acıbadem'den, ayrı ayrı taşınıp gitmiş oluyoruz.

acıbadem'e taşındığımızda, dokuz yaşındaydım ve üçüncü sınıfa gidiyordum. yedinci sınıfa geldiğimde, babamla annem ayrılmışlardı ve artık, yine acıbadem'de, fakat başka bir evde yaşıyorduk. öğlen okuldan geliyor ve hava kararana kadar müzik dinliyordum. akşamüstleri ton balıklı sandviç yiyordum. sömestr tatiline dek bu rutin, beni mutlu etmişti. tatilde, o evden, yıllardır oturmakta olduğumuz, şu andaki evimize taşındık. hayatımın en kötü günleri, bu taşınmayı takip eden günlerdi. arkadaşlarım tarafından ortada bırakılmıştım. yalnızdım. eve gelip günlük yazıyordum, ağlamam bitinceye kadar yazıyordum. sekizinci sınıfta, başka arkadaşlar buldum. iyi niyetimin onlar tarafından suistimal edildiğini, ancak farkediyorum.

bütün bunlar olurken, babamla iyi anlaşıyor gibiydik. ben liseye başladığımda, babam evlendi. ben üniversite birinci sınıfa gelene dek, iki kızı daha oldu. nasıl ki yedinci sınıfta arkadaşlarım ortada bırakmıştı beni, evliliğinin de, ortada kalmama yol açacak bir araca dönüşeceğinden korkuyordum, aynı şeyleri tekrar yaşamayacağıma güvenemiyordum. yine ortada kaldım. annem aramızı buldu, yemeğe çıktık. o günden sonra, beni artık yetişkin kabul etmiş, adamdan saymıştı. sonra izmir'i kazandım. az görüştük, problem yaşamadık.

bireyler olarak başarılı olduk, kendi yollarımızı çizmeyi başardık, tamam da; neden aile olamadık acaba. şimdi, en azından, bunu hiç düşünmeyecek iki kız var. yaşları henüz çok küçük, ama onlar elbette ki mutlu olacaklar. biz de olacağız. tek başımıza.

2 yorum:

dyq dedi ki...

Tüm bunların sonrasında oluşan lanet bişi var ki;insanlara güvenip güvenmeyeceğine dair oluşan soru işaretleri topluluğu.

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

bende güvenememek oluşmuştu direkt olarak, öyle normal gibiydi. artık biraz daha iyi, ama çok zaman aldı, çok uzun sürdü ya.