Salı, Mayıs 26

baby bye bye bye.


orta sonda fatih dersanesi'ne gidiyordum. dersanenin ilk günü, sınıfta bir kız gördüm, limp bizkit t-shirtü giyiyordu ve onunla arkadaş olma isteğime engel olamadım. yanına gittim, limp bizkit'i sevdiğimi söyledim, en sevdiğim şarkılarını anlattım falan. fatih dersanesi kadıköy şubesi'nin iğrenç kantininde oturduk ve limp bizkit üzerinden şekillenen arkadaşlığımız nsync istikametine gidişine engel olamadık. nsync'teki jc'e (albüm kapağında sağdan ikinci) bayılıyormuşuz ikimiz de. ben televizyona yapışarak izlediğim bir nsync konserini anlattım, o 'hadi yaa'lar eşliğinde beni dinledi.

pınar'la arkadaşlığımız uzun yıllar sürdü. pınar bir ara him etkisiyle 'metalci' oldu, lovemetal kolyesi yaptırdı, ben iron maiden'dan guns n roses'a uzanan bir skalada zamanımı geçirdim. pınar üniversiteyi bitiryor bu sene, nelly furtado sever bir sarışın olarak. ben üniversitenin ortasındayım ve amy winehouse sever bir çokrenklisaçlıinsan oldum.

bunun yanında, bugün backstreet boys çalındığını duyduğumda, boyband pop'unun demode fakat hala güzel olduğunu farkettim. eminim pınar da nsync dinlediğinde aynı şeyleri düşünüyordur. ve dünya üzerindeki başka kızlar da.

romantik erkek imajını biz kızların kafasına bu adamlar soktu sonuçta. dawson's creek fonlu bir dünyada, yakışıklı ve romantik, bir dediğimizi iki etmeyecek sevgililere sahip olma isteğine bir anlığına da olsa kapılmamış kız yoktur bence. yetişkinliğe ait herhangi bir şeyi üzerine oturtmayan bedenlerimiz ve zihinlerimizle, böyle erkekler istiyorduk. yapılmış araştırmalara göre dişilerin genç olan kesiminin fiziksel güzelliğe, yaşını başını almışların ise statüye önem verdiğini de göz önüne alırsak, bu durum tutarlıydı - ve harikaydı. şimdi tek kriterim yakışıklılık olsaydı çok mutlu olurdum dostum.

sürekli nsync dinlediğimden kafamı toparlayamıyorum ki. no strings attached çok güzel albümmüş ya.


V.Ö benzeri anekdot anlatma köşesi: Nil'in abisinin yurtkur'da kaldığı dönemde, oda arkadaşlarından birinin uykusunun arasında "Backstreet Boys!" diye bağırması, odadaki diğer insanların buna uyanması..

8 yorum:

SS dedi ki...

backstreet boys diye bağırmak uykuda
gerçekten harikaymış ahah

the fool dedi ki...

ben hiç bir dediğimi iki etmeyen erkek istemedim gon, daha çok bir dediği iki edilmeyen adamlardan hoşlanıyorum, genellemene uyamadığıma da üzüldüm gerçi ama pembe dizi izleyip kötü adama aşık olmak da apayrı güzel bir şeydi be heheheh.
backstreet boys mevzusuna sesli güldüm ama vedat özdemiroğluna çok sinir oluyorum, adından sonra kesme işareti kullanmayacak kadar.
ha birde, acayip güzel yazıyorsun abi.

the fool dedi ki...

AY DE AYRI OLACAK ORDA ALLHIM SPACE TUŞUMUN BENLE ALIP VEREMEDİĞİ NEDİR BE.

the fool dedi ki...

geçen gün şenol erdoğan'ı gördüm tripin penceresinden gonca. adam içimde kaldı fekat.

the fool dedi ki...

kelime doğrulaman da clash. haber vereyim dedim. ( hiç cevap almadan daha ne kadar yorum yazabilirim. )

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

yorumlarına bu kadar geç cevap verebilmem beni üzüyor sevgili ece. güzel yazma konusuna teveccühün diyorum. şenol erdoğan'ın yanına gitseymişsin, muhabbet ederdiniz bence.

the moğollar. dedi ki...

ben onunla muhabbet etmek niyetinde değilim bunu belirtmiştim sanırım. kendi boynuna dokunan adamlara zaafım var sanırım gon. ve evet yorumlarıma o kadar geç cevap yazdın ki bloguna yüz seksen kere bakmak zorunda kaldım, şimdi yazdı mı diye. beni üzüyorsun you fuckin white ass. öyle haberlerim var ki götün düşecek.

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

oh goddamn, beni ıssızlığın ortasında bırakıyorsun. aptal finaller yüzünden sana mektup yazmam da mümkün değil, ama mail atarsan buna da hayır demem. neyse mail at yani, merak ettirdin sabah sabah be.