Pazartesi, Mart 2

ULUMA

ah öyle heyecanlıyım ki. yarın uluma başlıyor. bir dada manifestosu okuyacağım. umarım insanlar orada olurlar. sabaha kadar oturup çeviri yapmam ve sabah aras'la beraber otogara gidip 645cileri karşılamam gerekiyor.


- şenol bey, buraya gelmek için altı kırkbeşte uyandık. ahahay. tesadüf işte.


doktora röntgenlerimi uzatırken nasıl ki "güzel çıkmış mıyım" esprisini yapmamak için tuttum kendimi, muhtemelen bunda da öyle tutacağım. doktor deyince aklıma gelen bir şeyi anlatmadan duramayacağım, ben küçükken albümlere bakmaya bayılırdım, annem de çok güzel fotoğraf albümleri düzenlemiş zamanında, tamamen kronolojik. o kadar kronolojikti ki hatta, ultrason görüntülerim bile vardı. ve saftirik ben, annemin hamileyken hep etek giydiğini zannederdim. yandaki görüntüye bir bakın, evet annem pantolon giyseydi kesinlikle bu görüntü alınamazdı değil mi. görüntüdeki bebek de ben değilim ayrıca.

20.14 itibariyle fazla çılgın bir şey oluyor. blogumda birinin ultrason görüntüleri var. saçmalık derecesinde çılgın ya da tam tersi. hoş, bu benim galiba. çılgınlık derecesinde saçmaladığım oluyor. fazla tepkisel davrandığım için hepsi, biliyorum aslında. bundan yıllar önce babama kızıp evden gittiğim için kavga etmiştik babamla (o da kaçırıldığımı sanmış). sonra konuşmuştuk falan, uzlaşmıştık, uzlaşılmayacak mesele olmadığı için ortada.

sanırım antik yunan'da tragedya yazarı falandım. o trajedinin içinde bulunmak arzusu, beni olan biteni çözümlemekten alıkoyuyor, tepkisel davranmaya itiyor. bu mazoşizm içime nasıl girdi. bundan sonra kendi aramda bunu konuşacak ve öğretmenlerimden uyarı alacağım.

izmir'de hava bir sıcak bir sıcak. gerimgerimgerilişin ardından, tshirt giymek, fena değişiklik olmadı.

uluma bir geçse de uyusam. uluma bir geçse de derslere gitsem. uluma bir geçse de ödevlerimi yapsam. dün gece sıfıra yakın uyku, surfin' bird'le uyanış ("canım allah belanı versin böyle alarm mı olur"). aydınlık yurt odası, hep bilgisayar başında olmak ("I believe that I am created to be an exchange student"). gelişim psikologu olmak istemek, şeyda hoca'yı çok sevmek ama dersine gidememek ("aslında halkla ilişkiler istemediğim için dersinizi seçtim").

keşke antik yunan'da yaşasaydık diyorum. makyaj kölesi tutardım.

bakbizbunuyapıyoruzköşesi:
http://uluma-izmir.blogspot.com/

Hiç yorum yok: