Çarşamba, Ocak 19

kesmekten kesit.

dün bilek ağrımın kötüye gittiğini farkederek hastaneye gittim. son derece acı veren bir muayene, röntgen ve geçen saatlerden sonra hastaneden çıkabildim. sağ bileğimin atel yüzünden iptal olması nedeniyle sol kolumun gücüne dayanmak zorunda kaldım tüm gün.

acı, yalnızlık ve yapılması zorunlu ödevlerin iç sıkıntısı sonucu, bunaldıkça bunaldım gece. oda arkadaşım da evine gittiğinden, duygularımı gönlümce dışa da vurabiliyorum nasılsa, oturup olan biten şeylere ağladım. biraz destek de bulabilseydim kendime, iyi olurdu, öyle iyi olurdu ki.

saat 12'den sonra, google'ın logosu değişti, cézanne'ın doğumgünü imiş. cézanne'ın resimlerine baktım bir süre, öyle canlı geldi ki. still-life'ları bile hayatın olduğu bir yeri gösteriyordu, evler, insanlar, manzaralar. hayat başka bir yerde akıp gidiyor işte, buradaki rutinden başka şeyler de var, benim ellerimden çok uzun süre önce kayıp gitmiş bir şey bu. iyi ya da kötü bir ailenin yanına dönebilmeyi ne çok isterdim şimdi. ama istanbul'a döndüğümde, vanaları, sigortayı kendim açacak, buzdolabını kendi kendime dolduracak, azıcık yemek yapıp o gün bitireceğim. her zaman yapageldiğim yemekleri yapacağım, çok canım sıkılırsa gidip marketin reyonlarında gezineceğim işte.

galiba yıllardır kendimi bu kadar yalnız hissetmemiştim.

Hiç yorum yok: