Cumartesi, Ocak 1

ask me anything about füzyon mutfağı.

hiç canım sıkılmıyor.

garip, di mi? hep çok canım sıkılırdı çünkü. artık o kadar sıkılmıyor. bugün kahvaltıda lor peyniri ve bonfile yedim, ondan da olabilir. fena sayılmayacak bir aşçı ve iyi bir yemek yiyicisiyim, kesinlikle tavsiye ederim.

maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi (tam olarak nasıl çevrildiğini bilmiyorum ama hierarchy of needs işte)'ne göre bedensel ihtiyaçlar birinci sırada geliyor, buna karşı çıkacak durumum yok gerçi, ama benim için bedensel ihtiyaçlar ikinci, üçüncü, dördüncü sıralarda da geliyor resmen. önceden aras'la oturur çok yalnız olduğumuzdan şikayet ederdik, artık dolma, börek, sarma, dana eti vb. yemek istediğimizden bahsediyoruz sadece. bu durumu çeşitli sosyoekonomik meselelere de bağlayabilirsiniz, ancak ben dolmistan'da yaşama hayalimin canlılığıyla yanıp tutuşuyorum şu an.
"i know a place, where the dolma is really greener"

geçen gün yaprak dökümü'nün finalini izledik. beylerbeyi, üsküdar manzaları gördükçe hüzünlendim hafiften, istanbul'a çok uzun zamandır gitmiyorum çünkü. sevgilim özgün ayaz'ı bir kenara ayırarak şunu söylemek istiyorum: piknik büfe'nin piknik burger'i olmasa istanbul'da yaşayamam yemin ediyorum. fiyatı makul, sipariş ettim mi hemen geliyor, bir tane yedim mi doyuyorum da. insan hayattan daha ne ister, diye sorasım geliyor. mutluluk bazen güzel yemekler yemekte oluyor hakikaten.

1 yorum:

seita dedi ki...

Yemek yemekten zevk alabilene biri, hayattan gerçekten zevk almasını biliyordur.^^