yakında istanbul'a dönüp, tatil yapmaya başlayacağım için mutluyum. kendime bir balık almak (aslında köpek istiyorum ama mümkün değil elbette), ismini suicidalananasgoldie koymak, inci küpeli kız puzzle'ı yapmak ve terkos'tan alışveriş yapmak istiyorum, hatta bunların hayaliyle yaşıyorum. yaz ayında zor bir puzzle'ı bitirecek vakit ve sabrı nasıl bulacağımı elbette bilmiyorum, ancak bunu yapamasam bile, alışverişe çıkacak ve kendime bir balık alacağım.
bundan önceki balık alma hadisesi, özgün ayaz'la birlikte satın aldığımız, jeremy isimli, he-man'in kaplanı gibi korkak bir balığa tekabül ediyor. feribotta herkesin ilgisini çeken bir travesti hakkında konuşmak, gri palto ve kucağımda kapağı açık kavanozunda fildir fildir yüzen korkak jeremy ile garip bir izlenim verdiğimi şimdi farkediyorum, ancak insanların ona bakmaları çok ayıptı ve gri palto halihazırda vardı, jeremy de ölse miydi yani. (niye birden savunmaya geçtim ben de bilmiyorum.)
jeremy'nin fanusunun içinde çeşit çeşit kablolar gördüğüm gün, jeremy'nin artık başka bir şehirde yaşadığını hatırladım ve özgün ayaz'ın evinde ise kablo klipsi balıkları ile beslenen vahşi kablo balıklarının cirit attığını üzülerek gördüm. evime amelie'nin balığı gibi "suicidal" olmayan bir balık almaya, böyle karar verdim.
V.Ö benzeri anekdot anlatma rehberi: lisede bir arkadaşımızın dersimize giren saf ingilizce hocasını "şehmuz" adındaki balığını ezdiğine inandırıp kadıncağızı vicdan azabından kıvrandırması...
"şehmuz! hocam şehmuz'u ezdiniz! balığımı öldürdünüz!"
2 yorum:
kızım ben de mi alsam balık ya? balık kardeşliği mi yapsak ne?
aa evet yaa, ben dönünce, gel gidelim beraber balık alalım. seninkinin adını liv koyarız :)
Yorum Gönder