Pazar, Şubat 20

ne faşisti lan, cinayet büro.

biz ailecek ankara'yı sevmeyiz. istanbul'a olması şart değil, bir yerlere dönüşünü severiz. büyükannemler bir süre orada yaşadı, amcam okulunu kırk afa karşın bitiremedi, halam odtü'nün hazırlığını üç kere okudu falan. sonra herkes istanbul'a taşındı. neyse mesele bunlar değil.

şimdi behzat ç. fenomeni hayatımıza giriş yaptı. iyi bölümlerden sonra aras'ın bütün bölümü baştan sona anlatması şeklinde ben de dahil olmuştum, iki haftadır da izliyorum. 20. bölümün sonunda oturdum ağladım (harun'un altınları kaptırması meselesi, bilenler vardır diye). sonra düşündüm, aslında sevmiyorum ben bu dizinin karakterlerini. yani nasıl desem. gerizekalılığını "biri beni sevsin istedim" diyerek rasyonalize eden harun'un nesini seveyim lan ben? ama işte, orada bir hayat var ve insanın kafasını öyle darlaştırıyor ki, seçenekleri ve buna ulaşım olanaklarını kısıtlıyor. bir gün bir ailem olduğunda, sinirimden akşamları meyve yiyemeyeceğim sanırım.

pilli bebek de dizi sayesinde ünlendi, ona seviniyorum ama. eskişehir'de sessiz sedasız albüm satarlardı bundan on yıl önce. her nedense, yolda yürürken söylemeye başlıyorum bu aralar şarkılarını. uyaran çokluğundan olsa gerek.

Hiç yorum yok: