Pazar, Haziran 27

one more day and i'd be amazed.

bütün gün karbonhidrat kaynağı yemekler yapmak, bim'e gitmek ve yine karbonhidratlanmak eylemlerini başarıyla icra ettim. eser miktarda da anlamlı iş yaptım. bunlara bir şekilde devam etmem gerekiyor.

aslında şimdi, tanıdığım herhangi biriyle telefonda konuşmak isterdim. ancak saat geç oldu ve yarın işe, staja ya da okula gidecek insanları uzun uzun lafa tutmama engel oluyor bu. kadıköy'den acıbadem'e yağmur altında yürümek zorunda kaldık. şimdi hava güzel ancak ben dışarı çıkmıyorum. beni azimle bir yerlere çağıran insanlar varken bu noktada olmam biraz bencilce galiba. ya da ben, herkesin isteklerine bir şekilde cevap verebilmeyi "bencil olmamak" şeklinde tanımlamış, öğrenmiş -yahut bunların edilgen hali- olabilirim. biriyle konuşmak istemediğim için telefonuna çıkmadığım olmadı mesela. ilk defa geçenlerde yaptım bunu. başarılı oldu hakikaten, ama bunu kendi seçimim olduğuna inanarak, suçluluk duymadan yapabilmem neden uzun yıllar aldı acaba.

koca bir kavanoz kahveyi izmir'de bırakmak pek iyi bir fikir değildi hakikaten. ama her şeyin düzgün olması ihtimali oda toplama safhasında her zaman düşük oluyor, bunun dışındaki her şeyin yolunda gitmiş olmasına sevinmem daha anlamlı olur sanırım.

bu yazıyı burada bitirmek istiyorum. sakin geçen bir gün neden hiç olduğu gibi bitmez, hiç anlamıyorum.

Hiç yorum yok: