Salı, Eylül 14

näsblod.

hej hej.

izmir'e dün geldim ve bayramdan önce beş gün gitmediğim stajımı şimdiden iki gün daha ekmiş oldum. dünkü bahanem canımın istememesiydi, bugünse dünkü yorgunluğumdan dolayı on bir (oh yeah.) saat uyumuş olmam. hava gerçekten çok güzel ve dışarı çıkmak için sabırsızlanıyor olsam da, internet'e bağlanmayı sonunda gerçekleştirmiş olmak yerimden kıpırdamama engel oluyor.

esasında bu yazıyı neden yazdığımı bile bilmiyorum. çok uzun zamandır hiçbir şey yazmamış olmak bloguma ilişkin sorumluluk duygumun beni dürtmesine mi neden oldu acaba, düşüncesindeydim başta, ancak sonra şunu farkettim: istanbul'da geçirdiğim ve başta yaptığım seyahat planlarının hiç de istediğim gibi gitmediği yaz tatilimde, hem internetle ilgili problemlerden hem de gerekli bulmamaktan dolayı bloguma yazmadım. istanbul'daki hayatımın dinamikleri buradakinden daha farklı, orada evde oturmak yahut yalnız olmak, en doğal şey gibi yaşanıyor. (insanın yalnızlığının halihazırda en doğal şey olması ile ilgili problemler.) izmir'de ise, yurt odama kapanmayı ne kadar sevsem de, hayatıma dahil etmek durumunda olduğum oda arkadaşımla (bu sene oda arkadaşımın kim olacağıyla ilgili belirsizlik ve endişeler.) başlayan insanlar yığını var. sınıf arkadaşları, mutfakta karşılaşılan yurttaki diğer kızlar, bilmem anlatabiliyor muyum, sosyalizasyon tükenmek bilmiyor ve bundan kaçışın olmadığını kavramış olmak, kampüs hayatına isteyerek adapte olmamı sağlıyor. bunun haricinde, yaratması birkaç senemi almış olan "bunun default'u neşeli değil" imajım var ki, bundan daha fazla faydasını gördüğüm başka bir şey olamazdı. yakın arkadaşlarım, yüzüm gülmüyorsa eğer, bunu kendilerine yapılmış hakaretten saymıyor ve varsa sebebini dinlemeye istekli oluyorlar. ya da en azından dinliyormuş gibi yapmaya, bilemiycem, eheh.

gelecek dönemki ders programımın garip bir şekilde hafta arasında iki gün boşluk barındırması, "iki boş gün boyunca ne yapılır ki" sorusuyla beni baş başa bıraktı maalesef. bu sorunun çözümü için staj, çeşitli kurslar ve boş boş oturmak seçenekleri arasında sıkışıp kalmış durumdayım, umuyorum ki ayarlamayı planladığım işlerde başarı elde edebilirim. örneğin staja başlamak şu anki kadar zor olmaz.

bu yazıya bir de fotoğraf eklemek istiyordum ama istediğim gibi bir şey bulamadım maalesef. hej då.

4 yorum:

i am not your freud dedi ki...

staj tavsiye ediyorum şiddetle. ne kadar staj, o kadar deneyim, ilerde o kadar avantaj. ayrıca okula giderken staj yaparsan bazı şeyler daha iyi oturuyo, teoriyle pratiği beraber görmüş oluyosun.

banliyöler jülyet'i. dedi ki...

sen gel de bunu bizim stajyersevmez psikologlara anlat freudia. hakkım olan stajı türlü aşağılama ve hakaretle elimden aldılar mesela şu an. staja gidemiyorum. yalnız gönlümde en azından bakırköy'de staj yapmış olmanın rahatlığı var.

i am not your freud dedi ki...

bakırköy cCc

Adsız dedi ki...

moi moi