Cumartesi, Aralık 21

snowman on the beach




Aylarca yıllarca yazmadıktan sonra üstte bulunan videonun yazmama vesile olacağını kırk yıl düşünsem tahmin edemezdim. Bir yandan da şaşırdığımı söyleyemeyeceğim aslında, zira böyle şarkılar hep beni etkilemiştir. Derinden.

Geçen gün, işyerimde koro çalışmasına denk geldim. Hayatında müzikle alakası olmamış bir sürü adamın melodiden yoksun bir biçimde hımlamaları beni derinden etkiledi. Sonra mevzubahis videoyu izledim ve sadece şunu söyleyebilirim: Murat Cemcir utanmadan şarkı söylüyorsa, bir gün müzik piyasasına girebileceğime dair gönül rahatlığıyla umut besleyebilirim.

Bir şey daha söyleyeyim: Geçenlerde televizyonda Recep İvedik'e denk geldim, kitlelerin her nedense benimsediği bu karaktere ilişkin bilgi edinmeye çalışırken, filmde malum karakterin bir otele geldiği bir sahne başladı. Otele giriş yapıyor, odasını göstermek için görevli bir çocuk da asansörde kendisine eşlik ediyordu. Recep İvedik de görevli çocuğa odasını bulabilecek kadar kapasitesi olduğuna ilişkin laf çarptı (komiklikler şakalar). Karaktere ilişkin bir ayılık olması gereken bu cümle, bana şunu dedirtti: "Aaa, aynı ben!"
Yer göstericiler, garsonlar ve hizmet sektörüne gönül vermiş nice çalışan: Her biri nesiller arası aktarımla edinmiş olduğum bu tersliğimden nasibini almıştır. Bununla gurur duymuyorum, ama kimi zaman oluyor işte. Ve hala, diğer mükemmel olmayan yanlarım gibi, bunun da kabul görmesini bekliyorum. Öyle sanıyorum ki, insanlar birbirlerini bunlarla bile kabul ederlerse ilişkilerde bir şeyler daha verimli, daha yapıcı oluyor. Her neyse.

Son olarak, son yazdığım yazıma fena halde offensive bir yorum gelmiş. Yani, alınganlık yaptığımı düşünmüyorum. Bu toplumda, romantik ilişkilerde genellikle bir taraf bağlanmayı beceremeyen, narsisistik olanken, diğer taraf bu durumdan ötürü inatla acı çeker halde buluyor kendini. Sahiden, bundan şikayet eden çok fazla insan görebilirsiniz çevrenizde. Eğer birden fazla sevgiliniz olmuş ve bu özellikte olan bir tanesine rastlamamışsanız, ya bunlarla birlikte olmak istemeyecek kadar tutarlı bir ruhsal dünyaya sahipsiniz (ve elbette sağlıklı bir biçimde yetiştirilmişsiniz) ya da narsisistik olan sizsiniz. Bunlar genç bir psikoloğun iddialı lafları gibi görünebilir ve öyleler de, ancak belli bir miktarda gözleme dayanıyorlar. Ve elbette, saydığım ruhsal koşullar altında insanların duygusal yatırım yapmaları, hayli zor oluyor; öyle olmasa, kalbi yıllarca kırılmış kadının gerçek aşkı bulması temalı her bir film gişede tekrar tekrar başarı kazanamazdı. Ben de, gerek dostlarıma, gerek sevgililerime yıllarca duygusal olarak yatırım yapmaktan korkmuş biriyim, bu nedenle, hayatımın bir döneminde, karşılığını pek fazla alamamış da olsam, korkmadan bunu yapabildiğim için - kulağa klişe gelebilir - kendimle gurur duyuyorum, evet. Bu, anonim yorumcular tarafından aşağılanabilir, naif ya da klişe bulunabilir. Ancak başkalarının duygularını aşağılamanın yahut duygunun ifadesini klişe bulmanın bir savunma mekanizması olduğunu biliyorum.

Tekrar görüşmek üzere.

Hiç yorum yok: