Pazartesi, Mayıs 17

don't call my name, alejandro.

hello hello.

yurt odasından nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde bir kablosuz bağlantı buldum, bunu irademi sınayan ilahi bir işaret olarak görüyor olsam da kırk dakikadır normalde ilgimi çekmeyen internet saçmalıklarıyla uğraşmaktan kendimi alamıyore. bu yazı da tamamen işe güce başlama isteğimin azlığıyla açıklanabilir.

hakikaten çok işim var ve bunun ayırdında değil gibiyim. eğer akademide yaptıklarımın başarıya ulaşması beni tatmin etmiyor olsaydı, kesinlikle evlenir, çocuk yapar ve mutlu bir ev hanımı olurdum. efenim varoluşçu terapiye göre hayatımızda bir anlam olması lazım ya, cidden börek yapmak falan ara ara çok anlamlı geliyor bana. ama sonra kendime diyorum ki, böreği hobi olarak yine yaparsın, yapma demiyorum, ama gel işletme falan yazalım.

ben en iyisi bu yazıyı burada bitireyim. zaten bağlantı kopacak diye konsantre olamıyorum. ama burada önemli olan, etraftaki kablosuz bağlantılardan faydalanmak gayeme bir şekilde ulaşmış olmam.

son bir şey sormak istiyorum kapı önü muhabbeti gibisinden, lady gaga'nın ilk albümü sizce de kötü değil mi? yani ikincisiyle karşılaştırıldığında. o albümün neredeyse her şarkısının nasıl hit olduğunu anlayamadım ben. neyse öpt.

2 yorum:

miracsaral dedi ki...

Yalnız bağlantı koptu kopacak psikolojisiyle de bloga yazı yazmak nasıl bir gerilim filmidir yahu?

Acıdım valla.

Güller kırmızı, menekşeler mor ve kıymetkli Lady Gaga, seni seviyorum!

Selofan dedi ki...

aleyaleyaleyandro 7.99luk bir ketıl kadar değerli olamaz.

blexua.